Devrialem.net

Alâeddin Camii: Selçuklu Dönemi Yapıları

Anadolu Selçuklu devrinde hükümdar adına inşa edilmiş, büyük ölçekli camilerdir

Alâeddin Camii, Bernard Gagnon
Fotoğraf: Bernard Gagnon, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons

Ekim 2026

Kısaca

  • Ne: Anadolu Selçuklu devrinde hükümdar adına inşa edilmiş, büyük ölçekli camilerdir [2].
  • Nerede: Niğde iç kalesinde ve Konya kent merkezindeki Alâeddin Tepesi höyüğünde yer alırlar [4].
  • Neden önemli: Kesme taş işçiliği, geometrik kabartmaları, ahşap minberi ve türbesiyle Selçuklu mimarisini aydınlatırlar [3].

Niğde Kalesi sınırları içine adım atıldığında güney kesimde yükselen düzgün kesme taş ibadethane belirir [1]. Burası Selçuklu devrinden günümüze ulaşan ve halen cami işlevini sürdüren Niğde Alâeddin Camii yapısıdır [1]. Yapının doğu cephesindeki anıtsal taç kapı, yoldan geçenleri kabartma taş işlemeleriyle karşılamaktadır [1].

Konya kentine bakıldığında ise bin yıllardır kentsel gelişimin merkezinde bulunan Alâeddin Tepesi görülür [4]. Neolitik devirden beri iskân edilen bu höyük üzerinde Selçuklu ulu camisi konumlanmaktadır [4]. Her iki anıt da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad devrinin mirasını yansıtmaktadır [2].

Neresi?

Niğde Alâeddin Camii, Türkiye sınırları içerisinde Niğde il merkezinde yer alan tarihi bir mirastır [1]. Cami, kentin simgelerinden biri sayılan Niğde İç Kalesi’nin güney kesiminde inşa edilmiştir [1]. Yapının coğrafi konumu kaynaklarda 37 derece kuzey enlemi ile 34 derece doğu boylamı olarak geçmektedir [1]. Caminin batı cephesi doğrudan iç kalenin sur duvarlarına oldukça yakın bir noktada bulunmaktadır [1]. Bu yerleşim sebebiyle yapının anıtsal taç kapısı doğuya, yani ana yola ve şehre yönlendirilmiştir [1].

Konya Alâeddin Camii ise Konya kent merkezinde yer alan tarihi Alâeddin Tepesi üzerinde bulunmaktadır [4]. Bu tepe, Neolitik dönemden bu yana kesintisiz iskân edilen çok katmanlı bir höyük niteliği taşımaktadır [4]. Konya kenti bin yıllar boyunca kentsel gelişimini daima bu tepenin çevresinde odaklanarak sürdürmüştür [4]. Cami, tarihi Konya iç kalesinde ve höyüğün zirve noktasında Selçuklu sarayına bitişik olarak kurulmuştur [4]. Bugün yeşil bir parka dönüştürülen tepe, kentin silüetinde etkili bir imge olmaya devam etmektedir [4].

Tarihçe

Niğde Alâeddin Camii, 1223 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad adına yaptırılmıştır [1]. Yapıyı sultan adına Ahur Abdullah oğlu Mîrâhur Zeynüddin Beşâre Bey inşa ettirmiştir [2]. Doğu taç kapısındaki sülüs hatlı inşa kitabesinde Beşâre Bey’in yapımı Müstenireddin’e emrettiği yazmaktadır [1]. Sülüs, geleneksel hat sanatında yuvarlak ve akıcı harf karakterleriyle öne çıkan bir yazı türüdür [1]. Metinde geçen Müstenireddin adlı kişinin caminin inşaat sürecini fiilen yöneten idareci olduğu anlaşılmaktadır [1]. Kitabenin ilk satırlarında hükümdar Keykubad övülürken devamında Allah’ın merhametine muhtaç kul Beşâre tanımlanmaktadır [1].

Yazılı kaynaklar arasında inşa kitabesinin satır sayısı konusunda belirgin bir uyuşmazlık mevcuttur [1]. Birinci kaynak mermer kitabeyi iki satır olarak aktarırken ikinci kaynak üç satırlı olduğunu belirtir [2]. Mimarlar konusunda da eldeki başvuru kaynakları arasında birbirinden farklı bilgiler aktarılmaktadır [1]. Birinci kaynağa göre yapıda Mimar Sıddık, Ebubekir, Mahmud ve Gazi olmak üzere dört mimar çalışmıştır [1]. Bu kaynağa göre Sıddık ile Ebubekir başmimar olarak caminin inşasını eşgüdümle yürütmüşlerdir [1]. İkinci kaynak ise mimarların Mahmud’un oğulları Sıddık ve Gazi ustalar olduğunu kaydetmektedir [2]. İkinci kaynağa göre içerideki kemer üstü kitabesinde adı geçen Sıddık usta yapının tek başmimarıdır [2].

Konya Alâeddin Camii ise kaynaklara göre 1220 senesinde Alâeddin Keykubad devrinde tamamlanmıştır [4]. Çok ayaklı bir plana sahip yapı iki evreli inşaat sürecinin sonunda meydana getirilmiştir [4]. Cami hem Selçuklu hem de Osmanlı asırları boyunca kentin merkezindeki varlığını aralıksız korumuştur [4]. Tarihsel süreçte bu yapı; kutlamalar, mahkemeler ve isyanlar gibi çeşitli toplumsal olaylara sahne olmuştur [4]. Avlusunda sekiz Selçuklu sultanının sandukasını barındıran II. Kılıçarslan Türbesi bulunmaktadır [4]. Ondokuzuncu yüzyılda Charles Texier ve Frederic Sarre gibi araştırmacılar yapıyı inceleyerek tanımlamışlardır [4].

Neye benziyor?

Niğde Alâeddin Camii’nin Dış Mimarisi ve Taç Kapıları

Niğde Alâeddin Camii tamamen düzgün kesme taştan örülmüş masif duvarlara sahip dışa kapalı bir yapıdır [1]. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı yapı, çok destekli ve çok bölüntülü bir mimari sergiler [1]. Birinci kaynak yapıyı avlusuz kabul ederken ikinci kaynak merkezde küçük bir iç avlu görmektedir [2]. İkinci kaynak yapıyı bu avlu çevresinde mihrap duvarına dik üç nefli bir deneme saymaktadır [2]. Nef terimi, cami hariminde sütun dizileriyle veya payelerle ayrılmış uzunlamasına mekân bölümlerini tanımlamaktadır [2].

Caminin doğu cephesindeki abidevi taç kapı, süslemelerin en yoğun toplandığı mimari alandır [1]. Taç kapı, beden duvarlarından yüksek yapılmış olup 6,93 metre genişliğe ve 10,70 metre yüksekliğe sahiptir [1]. Derinliği 1,34 metre olan bu kapı güneyden 0,89 metre, kuzeyden 0,98 metre dışa taşmaktadır [1]. Giriş kapısı dıştan içe doğru farklı profillerde dizilmiş altı süsleme kuşağı ile çevrelenmiştir [1]. Geniş beşinci bordürün kavsara köşeliklerinde delik işi kabaralar ve örgülü saçlı insan başları bulunur [1]. Kavsara terimi, taç kapı nişlerinin üst kısmını örten tonoz benzeri çukurluğu belirtir [1]. Kabartma insan başlarının ayı ve güneşi ya da mimarları simgelediği ileri sürülmektedir [1].

Kuzey cephede yer alan ikinci taç kapı ise zemin kotundan 0,80 metre yüksekte kalmaktadır [1]. Bu kapı 3,36 metre genişliğe, 0,44 metre derinliğe ve dört sıra mukarnaslı kavsaraya sahiptir [1]. Mukarnas terimi, kademeli dizilen prizmatik petek dizilerinden oluşan bezemeli mimari geçiş unsurudur [1]. Kuzey taç kapıyı dıştan düz, içbükey ve düz dizili üç süsleme bordürü kuşatmaktadır [1]. İçteki bordürde sekiz karenin kesişimiyle oluşan sekiz kollu geometrik yıldız kompozisyonu yer almaktadır [1]. Kapıda mukarnaslı kavsara, sivri kuşatma kemeri, silindirik gövdeli sütunceler ve düz kemerli açıklık bulunur [1].

İç Mekân, Kubbeler ve Mihrap Düzeni

Caminin harim bölümünde mihrap duvarı boyunca yan yana yerleştirilmiş üç kubbe yükselmektedir [1]. Bu üç kubbenin çapları, taban yükseklikleri ve mimari geometrileri birbirinden bütünüyle farklı tutulmuştur [2]. Batı taraftaki kubbe sekiz bölümlü mukarnaslı tromp adı verilen köşe geçiş unsurlarına oturmaktadır [1]. Tromp, kare tabandan dairesel kubbe kasnağına geçişi temin eden tonozlu köşe kemeri anlamına gelir [1]. Doğudaki kubbe ise iki adet pandantif ile iki adet tromp unsuru üzerine kurulmuştur [1]. Pandantif terimi, kare planlı altyapıdan dairesel kubbe tabanına geçmeyi sağlayan küresel üçgen dolgularıdır [1].

Mihrap harimin güney duvarında yer almakta olup hem içe hem dışa kademeli nişlerden oluşmaktadır [1]. Bitişiğine minber yerleştirilebilmesi gayesiyle mihrap ana merkez ekseninden doğu yönüne doğru kaydırılmıştır [1]. Dış nişte dört sıra, içteki beş cepheli nişte ise beş sıra mukarnas dolgusu bulunmaktadır [1]. İç içe geçen iki mihrap kurgusu iki taç kapının iç mekâna yansıması sayılmaktadır [1]. Araştırmacı Ara Altun bu yapının mihrap ve minberinin düzgün kesme taştan yapıldığını belirtmektedir [2].

Minare, Özel Mahfil ve Hat Sanatı

İki taç kapı arasında kalan kuzeydoğu köşede yapıya ait silindirik gövdeli tek minare yükselmektedir [1]. Bu minare, iki renkli kesme taş malzeme kullanılarak örülmüş özgün bir Selçuklu sanatı örneğidir [2]. Kuzey yönündeki yüksek kapı doğrudan ahşap hatıllı özel bir mahfile açılacak biçimde yapılmıştır [2]. Mahfil, cami hariminde hükümdar veya üst düzey yöneticilerin ibadeti için ayrılan asma balkondur [2]. Bu ahşap hatıllı mimari düzenleme, Anadolu camilerindeki özel mahfillerin erken örnekleri arasında gösterilmektedir [2].

Doğu taç kapının kilit taşında ve batı kubbesinin eteğinde sülüs yazılı usta kitabeleri yinelenmektedir [1]. Bu usta kitabelerinde “Mahmud’un oğulları Üstâd Sıddık ve kardeşi Gazi’nin eseri” cümlesi yazmaktadır [1]. Caminin iç kısmındaki kemer yüzeyinde ise Sıddık ustanın başmimarlık imzasını taşıyan ayrı bir metin bulunmaktadır [2]. Kubbe altlarındaki kitabeler mimarların inşaatı sahınlara ayrılarak eşgüdümle tamamladıklarını gösterir [1]. Orta sahın ve kubbeyi Mahmud ile Sıddık, yan sahınları ise Gazi ile oğlu yapmıştır [1].

Konya Alâeddin Camii ve Ahşap Minber Sanatı

Konya Alâeddin Camii, çok ayaklı ve Kûfe plan tipinde inşa edilmiş ulu cami niteliğindedir [4]. Kûfe planı, çok sayıda sütunla taşınan yatay ahşap tavanlı geniş ibadethane şemasını tan

Konum

Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar

İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.

Kaynaklar

Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.

Yakındaki yerler

Mesafeler kuş uçuşu, yaklaşıktır; yol süresi değildir.