Yayın Tarihi: Ekim 2026
Kısaca
- Ne: Hasandağı volkanından çıkan tüf tabakalarının Melendiz Çayı tarafından aşındırılmasıyla oluşmuş derin bir kanyon vadidir [1].
- Nerede: İç Anadolu Bölgesi’nde, Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesinde, Ihlara ile Selime beldeleri arasında uzanır [1].
- Neden önemli: Vadide kayalara oyulmuş yaklaşık elli kilise, barınaklar ve Selçuklu dönemine uzanan tarihi yazıtlar bulunur [2].
Ihlara Vadisi, binlerce yıl boyunca doğa olaylarının ve insan emeğinin yan yana ilerlediği özel bir coğrafyadır [4]. Vadi tabanından Melendiz Çayı akmaktadır [1]. Bu akarsu, dik kaya yamaçlarının arasında menderesler yani kıvrımlar çizerek kendine yol açmıştır [1]. Vadi boyunca yükselen bu dik kaya duvarları, geçmiş yüzyıllarda kayalara oyulmuş sayısız yaşam alanına ev sahipliği yapmıştır [1]. Aynı zamanda çok sayıda ibadethane de bu duvarların içine inşa edilmiştir [1].
Bölgenin, Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren güvenli bir sığınak olarak kullanıldığı belirtilmektedir [4]. Bunun yanında bir inziva ve ibadet alanı olarak da kullanılmıştır [4]. Kayalara oyulan bu yapılar, doğanın sunduğu korunaklı yapıyla inanç dünyasını doğrudan bir araya getirmiştir [4].
Günümüzde vadi tabanına inildiğinde, akarsuyun şekillendirdiği kanyon yatağı ile kayalara oyulmuş tarihî mekânlar bir arada görülür [1]. Aşağıdaki bölümlerde, yazılı kaynakların aktardığı tüm tarihi, mimari ve coğrafi ayrıntıları adım adım inceleyebilirsiniz [1].
Neresi?
Ihlara Vadisi, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesi sınırları içinde yer alır [1]. Vadinin başlangıç noktasında Ihlara beldesi bulunur [1]. Beldenin Güzelyurt ilçe merkezine olan mesafesi ise kayıtlara göre 15 kilometre olarak verilmektedir [1].
Vadinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği, Ihlara beldesi temel alınarak 1.276 metre olarak ölçülmüştür [1]. Nüfus sayımı verilerine göre Ihlara beldesinde toplam 2.289 kişi yaşamaktadır [1]. Kanyon vadinin coğrafi konumu ise 38 derece kuzey enlemi ile 34 derece doğu boylamı koordinatlarıyla belirtilmektedir [1].
Kanyonun uzunluğu konusunda kaynaklarda küçük farklılıklar göze çarpar [2]. Türkçe kaynaklar kanyonun 14 kilometre uzunluğunda olduğunu belirtir [2]. Uluslararası kaynaklarda ise bu uzunluk 15 kilometre olarak geçer [2]. Kanyon vadinin derinliği de yer yer değişmektedir [1]. Bu derinlik 100 metreden başlayıp bazı kısımlarda 150 metreye kadar ulaşabilmektedir [1].
Vadi güneydoğudaki Ihlara beldesinden başlar [2]. Kuzeybatıda yer alan Selime beldesinde ise son bulur [2]. Melendiz Çayı vadi tabanında akarken Ihlara ile Selime arasında 26 adetten fazla menderes yani “S” biçimli doğal kıvrım çizer [1]. Bu kıvrımlar sebebiyle yol uzar [1]. Akarsuyun iki nokta arasındaki kuş uçumu mesafesi 8 kilometredir [1]. Ancak yaptığı kıvrımlar nedeniyle gerçek akış mesafesi 13 kilometreye ulaşır [1].
Vadinin ortasında, Ihlara ile Selime beldeleri arasında kalan noktada Belisırma köyü yer almaktadır [2]. Belisırma köyünün Yunanca eski adı Peristrema’dır [2]. Bu kelime “dönemeç” anlamına gelir [2]. Bu isim zamanla vadiye de verilmiştir [2].
Tarihçe
Vadinin oluşumu, tarih öncesi dönemlerde Hasandağı volkanından püsküren tüf lavlarının akarsu tarafından yarılmasıyla başlamıştır [1]. Melendiz Çayı, milyonlarca yıllık aşındırma süreciyle kanyonu oluşturmuştur [1]. Bu akarsu, ilk çağlarda “Potamus Kapadukus” adıyla anılmıştır [1]. Potamus Kapadukus ifadesi antik dönem dillerinde doğrudan “Kapadokya Irmağı” anlamına gelmektedir [1].
Vadideki yerleşim hareketliliği milattan sonra yedinci yüzyılda hız kazanmıştır [2]. Bu dönemde Bizanslı keşişler bölgeye gelmiş ve kayaları oymaya başlamışlardır [2]. Keşişler yumuşak tüf kayaları oyarak kendilerine barınaklar yapmışlardır [2]. Ayrıca manastırlar ve dini yapılar inşa ederek vadide topluluklar kurmuşlardır [2].
Bölgedeki kiliselerin süslemeleri ve resimleri altıncı yüzyılda başlamıştır [1]. Bu süsleme faaliyeti on üçüncü yüzyılın sonlarına kadar kesintisiz devam etmiştir [1]. Tarihsel kaynaklara göre onuncu yüzyılın ortasında önemli bir siyasi gelişme yaşanmıştır [1]. Bizans idaresi Toroslar ve Kilikya bölgelerini yeniden ele geçirmiştir [1]. Bu gelişmenin ardından Ihlara bölgesinde yeni kiliselerin yapımına başlanmıştır [1]. Bölgedeki mimari faaliyetler bu dönemde belirgin şekilde canlanmıştır [1].
On birinci yüzyılda Selçuk Türkleri bölgeye gelmiştir [1]. Selçukluların gelişiyle birlikte kiliselere yeni Bizans üsluplu resimler ekleme geleneği sona ermiştir [1]. Ancak Selçuklu egemenliği altında bölgedeki Hristiyan dini yaşamı kesintiye uğramamıştır [1]. Bu dini yaşam aynı şekilde devam etmiştir [1]. Hatta kayıtlara göre bölgedeki kilise yaşamı yirminci yüzyılın başına, yani 1924 yılına kadar sürmüştür [1].
Bölgedeki Selçuklu hoşgörüsünün en somut kanıtı Belisırma köyünde yer alır [1]. Bu kanıt, Aziz George Kilisesi’nde bulunur [1]. Yapı halk arasında Kırkdamaltı Kilisesi olarak da bilinir [1]. Bu kilisede yer alan bir kitabede Selçuklu Sultanı II. Mesud ile Bizans İmparatoru II. Andronikos’un isimleri birlikte yazılmıştır [1]. On üçüncü yüzyıla tarihlenen bu kitabe, Selçuklu idaresinin farklı inançlara sağladığı serbestliği açıkça göstermektedir [1].
Neye benziyor?
Ihlara Vadisi, dik kanyon yamaçlarına oyulmuş elli civarında Hristiyan kaya kilisesiyle şekillenir [2]. Kiliselerin yanında çok sayıda kaya oyma konut yapısı da vadide yer alır [2]. Kayalık alanlardaki tüf taşı, volkanik küllerden oluştuğu için yumuşaktır [1]. Bu yapısal özellik, binaların kolayca oyulmasına olanak tanımıştır [1]. Ayrıca mekanlar tünellerle yeraltı şehirleri gibi birbirine bağlanabilmiştir [1]. Vadideki kiliseler, sanat tarihi açısından belirgin biçimde iki ana gruba ayrılarak incelenir [1].
Ihlara Köyü Yakınındaki Kiliseler
Birinci grubu oluşturan kiliseler, vadinin güneydoğusunda yer alır [2]. Bu yapılar Ihlara köyü yakınlarında bulunan kaya oyma kiliselerdir [2]. Bu kiliselerin duvar resimleri yerel “Kapadokya üslubu”nu yansıtır [2]. Kapadokya üslubu; bölgenin yerel resim tarzını anlatan, başkent Bizans etkilerinden ziyade doğudaki İran ve Suriye sanatının izlerini taşıyan özgün bir sanat dilidir [2].
Bu resimlerin büyük kısmı “Tasvir Kırıcılık” yani “İkonoklazm” öncesi döneme aittir [2]. İkonoklazm, Bizans dünyasında 726 ile 843 yılları arasında süren dini bir kriz dönemidir [2]. Bu dönemde dini figürlerin, aziz resimlerinin ve ikonaların kutsal mekanlarda yapılması yasaklanmış, mevcut resimler tahrip edilmiş veya kaldırılmıştır [2]. İkonoklazm öncesi ifadesi ise bu yasakların başladığı 726 yılından önceki dönemi tanımlar [2].
Ağaçaltı Kilisesi, diğer adıyla Daniel Pantonassa Kilisesi, kayaya oyulmuş önemli bir yapıdır [2]. Kilise, kapalı Yunan haçı planıyla yapılmıştır [2]. Bu plan, yapının merkezindeki kare alanın dört eşit kola ayrılan bir haç biçiminde düzenlenmesini ifade eder [2]. Daniel Stylite’a adandığı düşünülen kilisenin kubbesinde bir duvar resmi bulunur [2]. Bu resimde İsa’nın Göğe Yükselişi tasvir edilmiştir [2]. Söz konusu sahne, İkonoklazm öncesi döneme tarihlenmektedir [2].
Yılanlı Kilise veya Kıyamet Kilisesi, Ihlara grubunun dikkat çeken bir diğer haç planlı yapısıdır [2]. Bu yapı alışılmadık derecede uzun bir apsise sahiptir [2]. Apsis, kiliselerin en kutsal bölümü olan, din adamlarının tören yönettiği ve sunak masasının yerleştirildiği yarım daire veya kemerli sunak nişidir [2]. Sunak nişi, ibadet yönündeki duvara açılmış derin girintiyi ifade eder [2].
Yapının narteksinde cehennem sahneleri bulunur [2]. Narteks, kiliselerin ana ibadet alanına girmeden önce geçilen giriş holü, yani ön avlu bölümüdür [2]. Bu sahnelerin altında yılan benzeri canavarların sarıldığı dört çıplak günahkâr figürü yer alır [2]. Kilise halk arasındaki adını doğrudan bu tasvirden alır [2].
Pürenli Seki Kilisesi ise kayaya oyulmuş dört ayrı salondan meydana gelen geniş bir ibadet kompleksidir [2]. Kilisedeki duvar resimlerinde İsa’nın çarmıha gerilişi sahnesi yer alır [2]. Ayrıca azizler ve at sırtında tasvir edilmiş figürler de bulunmaktadır [2].
Bu yapıda yer alan resimler “fresk” tekniğiyle yapılmıştır [2]. Fresk, duvar yüzeyindeki kireç sıva henüz ıslak ve tazeyken, suyla karıştırılmış boyaların doğrudan sıvanın içine işletilmesiyle yapılan dayanıklı duvar resmidir [2]. Sıva kurudukça boyayla bütünleşir ve uzun ömürlü bir yüzey oluşturur [2]. Bu yapının freskleri, sanat tarihçileri tarafından dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ile on birinci yüzyıl arasına tarihlenir [2].
Kokar Kilise, Havari Andreas’a adanmış bir yapı olarak bilinir [2]. Eğritaş Kilisesi ise vadinin en eski ve en büyük yapılarındandır [2]. Eğritaş Kilisesi’nin duvar resimlerinin de 726 yılı öncesindeki İkonoklazm döneminden önce yapıldığı kaynaklarda özellikle belirtilmektedir [2].
Belisırma Çevresi ve Bizans Dönemi Kiliseleri
İkinci kilise grubu, vadinin orta kısmında yer alan Belisırma köyü çevresinde toplanmıştır [2]. Bu gruptaki yapılar “Makedon sanatı” üslubuna sahiptir [2]. Makedon sanatı, Bizans İmparatorluğu’nda Makedon Hanedanı’nın hüküm sürdüğü onuncu ve on birinci yüzyılları kapsayan klasik Bizans üslubudur [2]. Bu üslupta daha dengeli, klasik ve başkent İstanbul merkezli saray estetiği öne çıkar [2].
Direkli Kilise, haç planlı nefe sahip bir yapıdır [2]. Nef, kilise mimarisinde kapıdan sunağa doğru uzanan uzunlamasına ana koridoru ve yürüyüş alanını ifade eder [2]. Kilise onuncu yüzyılda kayalara oyulmuştur [2]. Yapının kubbesi dört adet yüksek sütun tarafından taşınmaktadır [2]. Bu sütunlar aziz portreleriyle süslenmiştir [2]. Kilisedeki yazıtta yapının Bizans İmparatoru II. Basileios döneminde adandığı açıkça yazmaktadır [2].
Sümbüllü Kilise ise T biçimli zemin planına sahiptir [2]. T biçimli zemin planı, yapının yukarıdan bakıldığında “T” harfini andıracak biçimde düzenlenmesidir [2]. Bu planda yatay uzanan bir giriş veya ön bölüm ile ona dik açıyla bağlanan ana ibadet koridoru birleşerek “T” şeklini oluşturur [2]. Kilise, bu planıyla Makedon sanatına geçiş dönemini yansıtır [2]. Duvar resimlerinde İmparator VII. Konstantinos ile eşi Helena tasvir edilmiştir [2]. Yapının dış cephesinde ise doğu mimarisi etkileri korunmuştur [2].
Belisırma civarında ayrıca Ala Kilise, Karagedik Kilisesi ve Bahaeddin Samanlığı Kilisesi gibi önemli yapılar da bulunmaktadır [1]. Manastır kilisesi olarak kayaya oyulan Karanlık Kale Kilisesi de bu gruptadır [2]. Bu yapı, duvar resmi içermeyen yalın yapısıyla diğer süslemeli kiliselerden ayrılır [2].
Kiliselerdeki Mezar Alanları ve Ölü Gömme Geleneği
Ihlara ve Belisırma kaya kiliseleri sadece ibadet amacıyla kullanılmamıştır [3]. Bu yapılar aynı zamanda yoğun biçimde Hristiyan mezar ve gömü alanı olarak değerlendirilmiştir [3]. Kiliselerin narteks adı verilen giriş bölümleri mezar amacıyla oyulmuştur [3]. Yan nefleri oluşturan yan koridorlar ve kilise zeminleri de bu amaçla kullanılmıştır [3].
Kiliselerde arkosolium adı verilen mezarlar yer almaktadır [3]. Arkosolium, kayaya oyulmuş ve üstü kemer şeklinde biçimlendirilmiş mezar nişleridir [3]. Bunların yanında müstakil mezar şapelleri ve ana mekana bitişik mezar odaları da bulunmaktadır [3]. Ayrıca naos tabanına oyulmuş çok sayıda zemin mezarı da tespit edilmiştir [3]. Naos, kiliselerde cemaatin toplanıp ibadet ettiği kubbeli ana mekândır [3].
Mezar sahipleri, ölümden sonra dua alma beklentilerini duvarlara yansıtmışlardır [3]. Bu isteklerini duvarlara yaptırdıkları bani portreleri ve yazıtlarla ifade etmişlerdir [3]. “Bani”, bir yapının inşasını, kilisenin oyulmasını veya duvar süslemelerinin masraflarını kendi parasıyla karşılayan hayırsever kurucudur [3].
Bani portreleri ise bu harcamaları karşılayan kişilerin kendilerini duvara resmettirdikleri tasvirlerdir [3]. Bu kişiler resimlerinin altına yazıtlar ekleterek kiliseyi ziyaret edenlerin kendilerine dua etmesini hedeflemişlerdir [3]. Bu mezar mekanları, Bizans başkentindeki mezar geleneklerinin Anadolu’daki bir taşra vadisinde küçük farklarla sürdürüldüğünü kanıtlamaktadır [3].
Ziyaret notları
Ihlara Vadisi’ne Ihlara beldesinin kuzey ucunda yer alan merdivenler aracılığıyla inilmektedir [2]. Bu noktada kanyon tabanına inebilmek için yaklaşık 400 basamaktan oluşan dik bir taş merdiven kullanılır [2]. Söz konusu merdiven ziyaretçiyi 100 metreden fazla bir derinliğe doğru indirir [2]. Basamakların sonunda vadi tabanına ulaşılır [2].
Vadi boyunca Ihlara’dan Selime’ye uzanan yürüyüş güzergahı akarsu boyunca 13 kilometrelik bir hatta sahiptir [1]. Ziyaretçiler kaynaklara göre vadi içinde kaya patikalarını takip edebilmektedir [1]. Ayrıca menderes kenarlarındaki geçiş noktaları da yürüyüş için kullanılabilmektedir [1].
Güncel açılış kapanış saatleri ve resmi tatil düzenlemeleri de bu kaynaklarda bulunmaz [1]. Toplu taşıma olanakları kaynak metinlerde açıkça belirtilmemiştir [1]. Otopark durumu ve rehberlik hizmetleri hakkında da yazılı bir ayrıntı verilmemiştir [1]. Bu nedenle ziyaret planı yapmadan önce bu pratik bilgileri resmi kurumlardan teyit etmeniz gerekmektedir [1].
Ihlara Vadisi, doğanın milyonlarca yıllık jeolojik emeğiyle insanın inanç mirasını birleştiren çok katmanlı bir kültürel peyzajdır [4]. Vadiyi gezerken kayalara oyulmuş kiliselerin varlığını hatırlamak gerekir [4]. Aynı şekilde ıslak sıva üzerine yapılan fresklerin ve mezar nişlerinin tarihsel bağlamını bilmek geziyi daha anlamlı kılacaktır [4].
Konum
Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar
İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.
Kaynaklar
- [1] “Ihlara, Güzelyurt - Vikipedi”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ihlara_Vadisi
- [2] “Ihlara valley - Wikipedia”, https://en.wikipedia.org/wiki/Ihlara_Valley
- [3] “IHLARA VADİSİ, IHLARA VE BELİSIRMA KAYA KİLİSELERİNİN GÖMÜ ALANI OLARAK KULLANIMI — Hülya Coşgunaras (2023, Sosyolojik Düşün)”, https://doi.org/10.37991/sosdus.1401474
- [4] “KÜLTÜREL COĞRAFYA BAĞLAMINDA BİR ANALİZ ÇALIŞMASI: IHLARA VADİSİ KÜLTÜREL PEYZAJI — Elif KAHYA (2023, the Journal of Academic Social Sciences)”, https://asosjournal.com/files/asosjournalmakaleler/3e5fc520-f7f7-424f-9715-53d9f738dc7c.pdf
Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.