Yayın Tarihi: Ekim 2026
Kısaca
- Ne: Teke Yarımadası üzerinde yer alan antik Likya kentleri ile Akdeniz kıyısındaki tarihî liman yerleşimlerini kapsayan zengin bir yürüyüş ve kültür mirası alanıdır [2].
- Nerede: Türkiye’nin güneyindeki Teke Yarımadası’nda uzanmaktadır [2]. Bu alan batıda antik Karia bölgesi, doğuda antik Pamphylia bölgesi ve Antalya Körfezi’nin kuzeybatı kıyısında kurulan Antalya şehri boyunca uzanır [2].
- Neden önemli: Tarihte bilinen ilk demokratik meclis sistemine ev sahipliği yapmıştır [2]. Kayalara oyulmuş eşsiz anıtsal mezarları barındıran uluslararası tescilli bir mirastır [2].
Akdeniz kıyılarında uzanan Teke Yarımadası, antik çağlardan günümüze kadar ulaşan çok katmanlı yerleşim izlerini bünyesinde barındırmaktadır [2]. Bu geniş kıyı şeridi boyunca yükselen dik kayalıklar ve sarp yamaçlar bulunmaktadır [2]. Bu yamaçlar, binlerce yıllık taş işçiliğinin seçkin örneklerini saklamaktadır [2]. Bölgedeki antik yerleşimler çoğunlukla denize yüksekten bakan hâkim tepelerde kurulmuştur [2]. Bu sayede yerleşimler denizle daima sıkı bir bağ kurmuştur [2].
Antik dönem yazılı kaynaklarına göre bu coğrafya, binlerce yıl boyunca Işık Ülkesi adıyla bilinen kadim bir halkın anavatanı olmuştur [2]. Doğu Akdeniz’in ticaret ağları ile kesişen Antalya ovası ise denizden dik yarlarla yükselmektedir [1]. Bu ova, kayalık bir zemin üzerinde biçimlenmiştir [1]. Günümüzde bu tarihî koridor, geçmişin meclis binalarını, anıtsal lahitlerini ve kadim liman yapılarını sessizce bugüne taşımaktadır [2].
Neresi?
Likya antik coğrafi bölgesi, Türkiye’nin güney sahilinde yer alan Teke Yarımadası üzerinde geniş bir alana yayılmaktadır [2]. Bu tarihî yarımadanın sınırları antik bölgelerle çizilmiştir [2]. Yarımada güneyden Akdeniz ile çevrilidir [2]. Batı sınırında antik Karia bölgesi yer alır [2]. Doğu sınırında ise antik Pamphylia bölgesi uzanır [2]. Bölgenin doğu ucunu oluşturan Antalya şehri ise kendi adını taşıyan geniş Antalya Körfezi’nin tam kuzeybatı kıyısında kurulmuştur [1]. Şehir bu konumuyla körfezin kuzeybatı sahilinde önemli bir merkez haline gelmiştir [1]. Şehir yerleşimi, Antalya ovasının otuz metre yükseklikteki düz zemini üzerinde yer almaktadır [1]. Bu zemin, denize falez adı verilen dik uçurumlu kayalıklarla inmektedir [1].
Tarihî kayıtlara göre Likya coğrafyası bünyesinde irili ufaklı çok sayıda bağımsız antik kent ve liman yerleşimi barındırmıştır [2]. Bu yerleşim ağının merkezinde başkent Patara öne çıkmaktadır [2]. Patara ile birlikte Xanthos, Pinara, Olympos, Myra ve Tlos kentleri de bu ağın merkezindedir [2]. Bu önemli metropollere ilerleyen dönemde stratejik bir merkez daha eklenmiştir [2]. Bu merkez, Akdeniz kıyısındaki liman kenti Phaselis’tir [2].
Bölgede bu büyük merkezlerin yanı sıra başka tanınmış kentler de bulunmaktadır [2]. Bu kentler arasında Andriake ve Sura gibi liman ve yerleşim noktaları sayılabilir [2]. Kyaenai, Limyra ve Theimmusa da bölgedeki önemli yerleşimler arasındadır [2]. Ayrıca Simena, Istlada, Trebende ve Aperlae kentleri de bu zengin coğrafyanın parçasıdır [2].
Antik coğrafyanın batı uzantısında yer alan Fethiye ve Göcek kıyı şeridi ise âdeta bir açık hava arşividir [4]. Fethiye merkezinde Telmessos yükselmektedir [4]. Seydikemer sınırlarında ise idari merkez sayılan kadim Tlos kenti ve Kaunos yer almaktadır [4]. Fethiye ile Ölüdeniz güzergâhında Kayaköy bulunmaktadır [4]. İlçe merkezinde Paspatur yer alır [4]. Koylarda ise Kleopatra Hamamı ile Hamam Koyu kalıntıları bulunmaktadır [4]. Yürüyüş güzergâhı olarak bilinen Likya Yolu hattı ise kıyıyı takip etmektedir [4]. Bu hat Günlüklü, İnlice ve Göcek mevkileri üzerinden geçmektedir [4]. Türkiye genelindeki yetmiş sekiz geçici miras alanı arasında yer alan Antik Likya Şehirleri iki bin dokuzda listeye kaydedilmiştir [3].
Tarihçe
Likya coğrafyasının bilinen en eski tarihi, milattan önce ikinci binyıla kadar uzanmaktadır [2]. Bu dönem Mısır ve Hitit yazılı belgelerinde yer almaktadır [2]. Hitit Kralı Şuppiluliuma, milattan önce on dördüncü yüzyılda Likya Ülkesini fethettiğini resmî kitabelerinde açıkça beyan etmiştir [2]. Kadeş Savaşı kayıtlarında deniz insanları Lukkalılar adıyla geçen bir topluluk bulunmaktadır [2]. Tarihçilere göre bu topluluğun adı Işık Ülkesi manasına gelmektedir [2]. Antalya yöresinin yerleşim tarihi ise çok daha eskidir [1]. Bu tarih, insanlığın Anadolu topraklarında ilk görüldüğü en eski çağlara kadar dayanmaktadır [1].
Şehrin kuruluşu, Bergama Kralı İkinci Attalos tarafından gerçekleştirilmiştir [1]. Kral doğal bir deniz üssü arayışındaydı ve şehri eski bir kentin yerinde kurdu [1]. Kral, bölgenin gelişmiş limanı Side Roma kontrolünde olduğu için bu adımı atmıştır [1]. Bu nedenle Antalya mevkiinde yeni bir şehir inşa etmek zorunda kalmıştır [1]. Milattan önce birinci yüzyıl başlarında Roma Konsülü Servilius bölgedeki Pamphylia korsanlarını temizlemiştir [1]. Konsül ardından şehrin kale surlarını güçlendirip tahkim etmiştir [1]. Milattan önce birinci yüzyıl ortalarında ise yirmi üç kentin katılımıyla tarihin ilk demokratik federasyonu olan Likya Birliği kurulmuştur [2].
Bizans döneminde işlek bir liman olan Antalya, yedinci yüzyıldan itibaren Arap akınlarına uğramıştır [1]. Bu akınlar donanma kumandanı Fazl bin Kārin gibi isimler tarafından yürütülmüştür [1]. Süleyman Şah tarafından fethedilen şehir, bin yüz üç ile bin yüz yirmi yılları arasında el değiştirmiştir [1]. Şehir bu dönemde Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu’nu yöneten Komnenos hanedanının idaresine geçmiştir [1]. Haçlı Seferleri döneminde askerî üs olan kent, İstanbul’un zaptından sonra Aldobrandini adlı bir İtalyanın denetimine verilmiştir [1]. Sultan Birinci Gıyâseddin Keyhusrev Mart 1207’de şehri Selçuklu topraklarına katmıştır [1]. Sultan bu fetihte yerli Rum ahalinin desteğini almıştır [1].
Şehre atanan Vali Mübârizüddin Ertokuş surları tamir ettirmiştir [1]. Vali ayrıca kadı ile dini görevliler tayin etmiş ve bir mescid yaptırmıştır [1]. Şehir bu dönemde Dârü’s-sagr unvanını almıştır [1]. Dârü’s-sagr, İslam devletlerinde sınır boylarında yer alan güvenliği sağlama amaçlı askerî ve idari uç kenti manasına gelmektedir [1]. Şehir, bin iki yüz on ikide Kıbrıslıların eline geçse de yeniden fethedilmiştir [1]. Sultan İzzeddin Keykâvus Ocak 1216’da rıhtımları onarmıştır [1]. Sultan aynı zamanda Selçuklu donanması için tersane kurmuştur [1]. Bölge daha sonra Tekeoğulları beylerine geçmiştir [1]. Cumhuriyet döneminde ise Kayaköy bin dokuz yüz yirmi üç mübadeleyle boşaltılmıştır [4].
Neye benziyor?
Taş İşçiliği, Kaya Mezarları ve Sivil Mimari
Likya kentleri, Anadolu coğrafyasında benzeri bulunmayan özgün bir mimari üsluba sahiptir [2]. Bu yerleşimler oldukça kaliteli bir taş işçiliğine sahiptir [2]. Taş ustaları kalker kayaları maharetle yontmuştur [2]. Bu sayede dağ yamaçlarında kayaya oyulmuş anıtsal mezar yapıları meydana getirmişlerdir [2]. Fethiye merkezindeki Telmessos antik sahasında yer alan Amintas kaya mezarları, milattan önce dördüncü yüzyılın anıtsal örneklerindendir [4].
Göcek yakınındaki Kaunos kenti ise basamaklı tiyatrosu, agorası ve kaya mezarlarıyla planlanmıştır [4]. Buradaki agora, antik kentlerde halkın toplandığı, ticari ve siyasi faaliyetlerin yürütüldüğü geniş kamu meydanı işlevi görmektedir [4]. Seydikemer’deki Tlos kenti idari yapıları barındırmaktadır [4]. Fethiye’deki Kayaköy ise terk edilmiş kagir Rum evleri ve kiliseleriyle yer alır [4]. Bu yerleşimdeki kagir evler; ahşap yerine taş veya tuğla gibi harçla örülen dayanıklı kitlevi malzemelerden yapılmış binalardır [4].
Patara Parlamento Binası ve Temsil Sistemi
Likya Birliği’nin başkenti olan Patara kentinde, antik çağın en önemli siyasi anıtı sayılan Parlamento Binası yükselmektedir [2]. Bu idari meclis salonu, yirmi üç federe kentin meclis üyelerinin toplanma yeridir [2]. Üyeler, kentlerin büyüklüklerine göre seçilip buraya gönderilirdi [2]. Patara, Xanthos, Pinara, Olympos, Myra, Tlos ve Phaselis üç oy hakkına sahipti [2]. Diğer şehirler ise büyüklüklerine göre iki veya bir oya sahipti [2].
Temsilciler meclisi belirli kamu görevlerinden sorumlu tutulmuştur [2]. Bu görevler arasında mali idare ve hukuki anlaşmazlıklar yer almaktaydı [2]. Meclis ayrıca ekonomik meselelerin ve dini işlerin yürütülmesinden sorumluydu [2]. Orantılı temsil esasına dayanan bu benzersiz parlamento yapısı, günümüzdeki çağdaş demokratik yönetim sistemlerine doğrudan ilham kaynağı olmuştur [2].
Liman Tahkimatları, Yazıtlar ve Motifler
Anıt mezarlar üzerinde ata kültü yazıtları yer almaktadır [2]. Ata kültü; ölmüş ataların ruhlarına saygı gösterme, onların koruyuculuğuna inanma ve hatıralarını ritüellerle yaşatma inancını ifade etmektedir [2]. Bu yazıtlar Likyalıların aile bağlarını ve manevi inançlarını yansıtmaktadır [2]. Kendi alfabeleriyle yazıtlar kazıyan Likyalıların dili, yürütülen bilimsel kazı çalışmaları sayesinde günümüzde kısmen çözülebilmiştir [2].
Göcek koylarında ise doğrudan kaya zeminine işlenen ünlü balık motifi bulunmaktadır [4]. Bu eser ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmıştır [4]. Antalya merkezindeki Selçuklu surları, onarılan rıhtımlar ve tersane binaları otuz metrelik sarp falezlerin üzerinde yükselmektedir [1]. Koylarda Roma dönemine ait batık hamam duvarları uzanmaktadır [4]. Fethiye Paspatur mevkii ise Osmanlı dönemi sivil ticaret mimarisini yansıtmaktadır [4].
Ziyaret notları
Bölgedeki antik kentler iki bin sekiz yüz altmış üç sayılı kanun kapsamında birinci derece sit alanı olarak korunmaktadır [2]. Sahalar aynı zamanda koruma bölgeleri içinde kalmaktadır [2]. Bu alanlar Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu sorumluluğundadır [2]. Bu nedenle ören yerlerinde duvarlara dokunulmamalıdır [4]. Taş döşemelere zarar verilmemeli ve alanlara kesinlikle çöp bırakılmamalıdır [4]. Tarihî kayıtlara göre antik yol taşlarını tahrip eden veya kalıntılara zarar veren kişiler hakkında ağır cezalar uygulanmaktadır [4].
Yürüyüş yapacak ziyaretçilerin Günlüklü, İnlice ve Göcek hattındaki resmî Likya Yolu işaretlerini takip etmeleri gerekir [4]. Doğa koruma kuralları uyarınca güzergâh boyunca kamp ateşi yakılması kesinlikle yasaklanmıştır [4]. Telmessos ve Kaunos kaya mezarlarını gezerken kaygan zeminlere dikkat edilmelidir [4]. Mezar odalarının iç kısımlarına ise girilmemelidir [4]. Tlos antik yerleşiminde açık alanlardaki güneş ışınlarına karşı önlem alınmalıdır [4]. Kazı alanlarına ise asla yaklaşılmamalıdır [4].
Kayaköy içindeki kagir yapılara tırmanmak yasaktır [4]. Terk edilmiş kiliselerin kapalı bölümlerinde açık ateş yakılamaz [4]. Bölgede insansız hava aracı uçurmak izne tabidir [4]. Paspatur çarşısındaki kimi dükkânlarda fotoğraf çekimi kısıtlanmıştır [4]. Kleopatra Hamamı duvarlarına tırmanmak yasaktır [4].
Tekneler yalnızca tonozlarla sınırlandırılan alanlara bağlanabilir [4]. Denizcilikte tonoz; teknelerin kıyıya ya da tabana çapa atmadan güvenle bağlanabilmesi için deniz tabanına yerleştirilen ağır beton blok veya ağırlık sistemidir [4]. Bu sınırlama deniz tabanını ve kalıntıları korumak için uygulanmaktadır [4]. Şnorkelle yüzerken kıyıdaki kayalıklara dikkat edilmeli ve sualtındaki tarihî eserler kesinlikle yerinden çıkarılmamalıdır [4]. Bedri Rahmi Koyu’ndaki kaya resmi için rehber kurallarına dikkat edilmelidir [4].
Tüm bu tarihî kentler ve yürüyüş rotaları için güncel çalışma saatleri, giriş ücretleri ve ulaşım bilgileri resmî kanallardan teyit edilmeli, güncel ücret ve saatler için resmî kanallara başvurulmalıdır.
Konum
Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar
İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.
Kaynaklar
- [1] “ANTALYA - TDV İslâm Ansiklopedisi”, https://islamansiklopedisi.org.tr/antalya
- [2] “Ancient Cities of Lycian Civilization - UNESCO World Heritage Centre”, https://whc.unesco.org/en/tentativelists/5408/
- [3] “Icomos T�rkiye”, https://www.icomos.org.tr/?Sayfa=Turkiyedunyamirasigecicilistesi&dil=en
- [4] “Kaya Köyü - Muğla”, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/mugla/gezilecekyer/kayakoy
Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.