Devrialem.net

Tıbbın ve Merhametin Çifte Abidesi: Kayseri Gevher Nesibe Dârüşşifâsı

Sultan II. Kılıcarslan'ın kızı Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyetiyle 1206'da inşa edilen, dârüşşifâ, tıp medresesi ve türbeyi tek bünyede birleştiren Anadolu Selçuklu mimarlığının ilk çifte tıp külliyesi.

Kayseri Gevher Nesibe Dârüşşifâsı ve Çifte Medrese açık avlusu ve kesme taş eyvanı
Fotoğraf: R Prazeres, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Kısaca

  • Nedir? Anadolu Selçuklu Devleti döneminde inşa edilmiş, bir dârüşşifâ (hastane) ile bir tıp medresesini yan yana aynı mimari kitle içinde birleştiren, İslam tıp tarihinin en erken çifte sağlık ve eğitim külliyesidir [1], [2], [3].
  • Nerededir? Kayseri şehir merkezinde, günümüzde Mimar Sinan Parkı içerisinde yer alır [1].
  • Mimari Özellikleri: Birbirine dar bir dehlizle bağlanan iki açık avlulu ve dört eyvanlı yapı kurgusu, tonozlu revakları, bimarhane hasta hücreleri, zengin mukarnaslı taçkapıları ve bânisinin türbesiyle Selçuklu taş mimarisinin erken başyapıtlarındandır [1], [3].
  • Bânisi ve Tarihi: Sultan II. Kılıcarslan’ın kızı Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine kardeşi Sultan I. Gıyâseddin Keyhusrev tarafından 602 (1206) yılında dârüşşifâsı, ardından tıp medresesi inşa ettirilmiştir [1], [2].
  • Günümüzdeki Durumu: Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen külliye, günümüzde Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak ziyarete açık tutulmaktadır [1].

Tarihsel Bağlam ve Bir Sultanın Vasiyeti

Kayseri Gevher Nesibe Külliyesi, yalnızca bir mimarlık anıtı değil; aynı zamanda insani bir dramın ve yüksek bir vakıf bilincinin somutlaşmış ifadesidir [1], [2]. Selçuklu Sultanı II. Kılıcarslan’ın kızı olan Gevher Nesibe Sultan, saray başsipahisine gönül vermiş; ancak ağabeyi Rükneddin Süleyman Şah’ın bu izdivaca rıza göstermemesi ve ordu komutanını savaşa sevk ederek şehit düşmesine sebep olması üzerine derin bir kedere kapılmıştır [1], [2]. Genç yaşta vereme yakalanan melike, ölüm döşeğinde kendisini ziyaret eden diğer ağabeyi I. Gıyâseddin Keyhusrev’den servetiyle kendi adına bir şifahane yaptırmasını ve burada hekimlerin yetişeceği bir tıp medresesi açılmasını vasiyet etmiştir [1], [2].

Tahta ikinci kez çıkan Sultan I. Gıyâseddin Keyhusrev, kız kardeşinin bu asil vasiyetini yerine getirmek üzere 602 (1206) senesinde dârüşşifânın inşasını tamamlatmıştır [1]. Külliyenin doğu kanadını oluşturan tıp medresesi ise I. Gıyâseddin Keyhusrev veya halefi I. İzzeddin Keykâvus devrinde tamamlanarak hizmete alınmıştır [1], [3].

Tıp tarihi araştırmacıları, teorik tıp eğitimi veren medrese ile pratik klinik tedavi uygulayan hastanenin aynı mimari komplekste fiziksel bir koridorla birbirine bağlanmasını, dünyadaki modern üniversite hastanesi ve tıp fakültesi modelinin en erken öncüsü kabul etmektedir [1], [3].


Mimari Tipoloji: Çifte Medrese Planı ve Mekân Kurgusu

Halk arasında “Çifte Medrese” adıyla anılan anıt, doğu-batı doğrultusunda yan yana bitiştirilmiş iki dikdörtgen kütleden meydana gelir [1], [3]. Batı kanadı dârüşşifâ (şifahâne), doğu kanadı ise tıp medresesi (Gıyâsiye) olarak planlanmıştır [1], [3].

Külliyenin mekânsal kompozisyonunu belirleyen ana unsurlar şunlardır [1], [3]:

  • Dârüşşifâ (Batı Kanadı): Batı cephesindeki anıtsal taçkapıdan girilen dârüşşifâ, ortasında revaklı açık bir avlu ve dört eyvan şemasına sahiptir [1]. Giriş eyvanının karşısında yükselen ana eyvan, yazlık tedavi ve muayene salonu işlevi görmüştür [1]. Avlunun iki yanında sıralanan beşik tonozlu odalar ise hasta koğuşları, hekim odaları ve eczane mahalleri olarak kullanılmıştır [1].
  • Bimarhane ve Akıl Hastaları Bölümü: Dârüşşifânın kuzeydoğu köşesinde, koridor boyunca sıralanan tonozlu küçük hücreler yer alır [1]. Bu bölüm, devrin tıp anlayışının ileriliğini kanıtlar nitelikte, ruh ve sinir hastalarının su sesi, musiki nağmeleri ve havalandırma kanallarıyla rehabilite edildiği bimarhane kısmıdır [1].
  • Tıp Medresesi (Doğu Kanadı): Dârüşşifâya göre biraz daha küçük boyutlu olan tıp medresesi de açık avlulu ve dört eyvanlı klasik plana sadıktır [1], [3]. Revakların arkasında tıp talebelerinin barındığı hücreler ve geniş dershane eyvanları yer alır [1]. İki yapı arasında içeriden geçişi sağlayan tonozlu bir ara dehliz, talebelerin teorik derslerden çıkıp doğrudan dârüşşifâdaki hastalara müdahale edebilmesini sağlamıştır [1], [3].
  • Gevher Nesibe Sultan Türbesi: Dârüşşifânın batı eyvanının bitişiğinde, kare planlı ve kubbeli bir türbe mekânı yer alır [1], [2]. İçerisinde melikenin sandukası bulunan bu türbe, külliyenin bânisine duyulan vefanın mimari merkezidir [1].

Taş İşçiliği, Taçkapılar ve Tezyinat

Külliye, bütünüyle Kayseri yöresinin volkanik kökenli açık renkli düzgün kesme taşları ile örülmüştür [1]. Anadolu Selçuklu mimarisinin erken dönem sadeliğini yansıtan dış cepheler masif ve kale görünümündedir; kütle hareketliliği payandalar ve anıtsal taçkapılarla sağlanmıştır [1], [3].

Külliyenin iki anıtsal taçkapısı mevcuttur [1], [3]:

  • Dârüşşifâ Taçkapısı: Batı cephesinde yer alan taçkapı, sivri kemerli derin bir niş içerisine oturur [1]. Nişin kavsarası çok sıralı mukarnas dolgusu ile süslenmiştir [1]. Giriş lentosunun üzerinde Sultan I. Gıyâseddin Keyhusrev adına yazılmış, eserin 602 (1206) senesinde Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyetiyle tamamlandığını bildiren sülüs hatlı anıtsal mermer inşa kitâbesi yer alır [1], [2]. Taçkapı kemerinin yan yüzlerinde ve bordürlerinde stilize geometrik geçmeler ve örgü motifleri görülür [1].
  • Tıp Medresesi Taçkapısı: Güney cephesinde yer alan medrese taçkapısı, dârüşşifâ kapısına göre daha sade bir bordür düzenine sahiptir [1]. Mukarnaslı kavsarasının üstünde aslan veya boğa figürlerini andıran aşınmış Selçuklu kabartma izleri dikkat çeker [1].

Vakıf Sistemi ve Sağlık Hizmetleri

Gevher Nesibe Dârüşşifâsı, Selçuklu sosyal devlet ve vakıf nizamının en ileri halkasını teşkil etmiştir [1], [2]. Vakfiyesine göre burada zengin, fakir, din ve ırk farkı gözetilmeksizin bütün hastalara parasız sağlık hizmeti verilmiş; ilaçlar ve yemekler vakfın zengin akar gelirlerinden karşılanmıştır [1].

Medresede anatomi, farmakoloji ve cerrahi eğitimi alan hekim adayları, dârüşşifâdaki usta hekimlerin gözetiminde hasta başı eğitimi görmüştür [1]. Bu yönüyle külliye, Türk-İslam coğrafyasında cerrahi müdahalelerin ve klinik gözlemlerin sistemli olarak kaydedildiği bir ilim akademisi kimliği taşımıştır [1].


Restorasyon Tarihçesi ve Yaşayan Miras

Osmanlı devrinde de uzun süre hizmet vermeye devam eden külliye, XIX. yüzyılda bakımsız kalarak terk edilmiş ve harabeye dönmüştür [1]. XX. yüzyılın ortalarında kısmi onarımlar gören yapı, 1960’lı yıllardan itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir restorasyona tabi tutulmuştur [1].

Son dönemde Erciyes Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen titiz koruma çalışmaları sonucunda anıtın tonozları, revak ayakları ve açık avluları statik olarak güçlendirilmiştir [1]. Günümüzde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak düzenlenen külliye; Selçuklu tıp aletleri, şifa tasları, eczacılık objeleri ve interaktif ses-müzik odaları ile ziyaretçilerine sekiz yüz yıllık bir şifa geleneğini yaşatmaktadır [1].


Konum

Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar

İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.

Kaynaklar

Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.

Yakındaki yerler

Mesafeler kuş uçuşu, yaklaşıktır; yol süresi değildir.